İkiz Türbe’nin Milas’a 14 kilometrede, Labranda antik kentine kuş uçumu 2 kilometrede yer alındığı Ortaköy Mahallesi Türbe köydedir.
Halk arasındaki rivayete göre Horasan ya da Buhara’dan gelen Pir Ahmet Çelebi isimli bir zatın beraberindekilerle birlikte buraya geldiğine ve köy kurduğuna inanılıyor. Pir Ahmet Çelebi, kendi ismiyle anılan bir de zaviye yaptırmış. Büyük ihtimalle kendisi için yaptırılan ve ismiyle anılan bu türbeye defnedilmiş. Türbe kitabesinde yazılanlara göre türbenin 1025 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.
TARİHÇESİ
Kitabesinde, Hicri 1025 ve 1035 tarihlerinde yapıldığı anlaşılan İkiz Türbeler, Osmanlı dönemi türbe yapısının nadir örneklerinden birisi olarak görülüyor. Türbe köyü bu tarihte Horasan veya Buhara’dan gelen Pir Ahmet Çelebi ve beraberindekilerle buraya yerleşmesi ile kurulmuş ve Pir Ahmet Çelebi, kendi adıyla anılan bir zaviye yaptırmıştır. İkiz Türbeler 1920 ve 1950 yılları arasında Aydın’ın Karpuzlu ilçesinden ve Çine ilçelerinden Milas pazarına hayvan sırtında gelenlerin konakladığı ve aynı zamanda zaviye olarak kullanılan bir mekân idi. Ancak zaman içinde İkiz türbelere gerekli hassasiyet, ilgi gösterilmemiş ve zaman içinde yıkılmaya yüz tutmuş ve bakımsız bir görünüm kazanmıştır.
Rivayete göre bir zamanlar ilim yuvası olan Türbe Köyünde, Pir Ahmet Çelebi ve torunlarının mezarları bulunmaktadır. İkiz türbe şeklinde olan türbelerin içerisinde altı kabir bulunduğu bilinmektedir. Türbenin dışında da bir çok mezar bulunmakta ve mezarların büyük zatlara ait olduğuna inanılmaktadır.
Başka bir rivayete göre Pir Ahmet Çelebi ve yanındakiler kendilerine köy kuracak yer aramaktadır. Fakat su olan bir yer olmasını isterler. Kendilerine yer ararken namaz vakti gelir ve Pir Ahmet Çelebi elinde bulunan asasını bir kayaya sokmuş. Asasını geri çektiğinde asanın çıktığı delikten su akmaya başlamış ve abdestlerini alıp namaz kılmışlar. Sonrasında ise bulundukları konuma köylerini kurmuşlar.
Halk arasında inanılan ve rivayet olarak anlatılan başka bir olayda türbeden nur çıkmasıdır. İnanışa göre özellikle Cuma günü akşamları türbeye ve civarında bulunan erenlerin mezarlarına nur inermiş. Yayılan ışık bir havai fişek ışığını andırır ve aynı zamanda sesler duyulurmuş. Türbeden çıkan nur bir süre civardaki erenlerin üzerinde gezdikten sonra türbeye geri iner ve kaybolurmuş. İnanışa göre Pir Ahmet Çelebi Cuma akşamları erenleri ziyarete gidermiş.