1689 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ali Paşa, Hekimbaşı olan babası Nuh Efendi’den dolayı Hekimoğlu olarak anılırdı. Akıllı, alim, tedbirli, yiğit, sağlam görüş sahibi, cömert ve kerim bir zat olup, idarede pek bir şiddetliydi. Tüm otoriter görünüşüne karşılık Âli mahlası ile şiirler yazmayı da ihmal etmezdi.
1755’e kadar pek çok valiliklerde bulunan Ali Paşa, iki kez daha sadrazamlık yapacaktır ki bunlardan sonuncusu Şubat 1755’de Sultan III. Osman zamanında olan ve sadece 53 gün süren sadaretidir. Yeniden Anadolu Beylerbeyi olarak Kütahya’da bulunduğu sırada mesane hastalığı neticesi ebediyete intikal eder. Bir rivayete göre de hizmetinde çalışanlar tarafından zehirlenmiştir. Tarihler 13 Ağustos 1758’i gösteriyordur.
Naaşı Kütahya Saray Camii yanına defnedilir önce, gerekli iznin çıkmasıyla da İstanbul’a getirilir ve Ali Paşa’nın vasiyet ettiği yere, kendi adını taşıyan camisinin yanında bulunan türbesine gömülür.
Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesi , klasik Türk mimarisinin son eseri olarak kabul edilen caminin yanında kütüphane, şadırvan, türbe, sebil, muvakkithane, tekke ve çeşmelerle beraber 1734 – 35 yıllarında Çuhadar Ömer Ağa ve Hacı Mustafa Ağa’nın mimarlığında inşa edilir.
Şadırvanın hemen arkasında ise Ali Paşa’nın Türbesi bulunur. Avlu cephesi ahşap sundurmalı olan türbenin kapı alınlığında talik yazılı kitabesi vardır. Tromplu iki kubbe ile örtülü bir dikdörtgen olarak tasarlanmış olan türbe kubbelerinin sağdakinin altında Hekimoğlu Ali Paşa, eşi Muhsine Hatun ve aile fertleri, soldakinin altında ise Şeyh Abdal Yakub ve Şeyh İbrahim ile tekkenin diğer ileri gelenlerinin sandukaları bulunur. Türbenin yanında cami haziresi çeker dikkati.