Kapadokya'da Türk devri yapılarının örneklerinden biri Ürgüp'ün 18 km güney batısındaki Damsa köyünde bir cami ve medrese ile iki türbeden oluşan Taşkın Paşa Külliyesi'ne ait kalıntılardır. Bu yapıların Selçuklu sultanlarından II. Kılıçarslan'm oğlu Taşkın Paşa tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Karamanoğulları'na özgü taş işçiliğinin seçkin örneklerini veren bu yapılar topluluğunun en tanınmış eseri, taç kapısı, oldukça iyi durumda günümüze ulaşabilmiş olan Taşkın Paşa Sarayı'dır. Taç kapıdaki kitabe yeri boş olmakla birlikte, 1350 tarihli bir vakfiyede adı geçen eser, bu tarihten önce yapılmış olmalıdır. Çerçeve bordürlerinde geometrik kompozisyonların ağır bastığı süslemeler, birçok yönden XIII. yüzyıl Selçuklu taş işçiliğini hatırlatır.
Eğimli bir arazi üzerinde yer alan medrese kare planlıdır. Batı cephesinde dışa taşkın ve yüksek bir taçkapısı bulunmaktadır. Kesme taş ve moloz taşla inşa edilen yapının dikdörtgen planlı ve sivri kemerli tonozlu giriş eyvanının sağında dikdörtgen planlı ve sivri kemer tonoz örtülü mescid vardır. Mescidin, bezemesi yarım kalmış mihrabındaki süslemeleri dikkat çekicidir. Dikdörtgen çerçeveyi oluşturan iki bordürde rûmî ve palmet süslemeleri görülmektedir. Sivri kemerli mihrap açıklığında iç içe iki mukarnaslı niş ve kemerin köşeliklerinde rûmî-palmet süslemeli kabaralarla ortasında bir rozet bulunmaktadır. Giriş eyvanının solunda merdivenler ve yine tonozlu dikdörtgen planlı bir oda vardır. Girişten bir kapıyla ulaşılan kare planlı orta mekânın üst örtüsü günümüze ulaşmamıştır. Bu mekânın etrafında hafif dışa taşkın biçimde düzenlenmiş bir ana eyvan, bunun karşısında daha küçük bir eyvan ve ikisi giriş mekânlarına sahip olmak üzere dört adet dikdörtgen planlı ve sivri kemerli tonozlu oda yer almaktadır. Yapı zaman içinde yıkılarak harap duruma geldiği için mimarisi ve işlevi konusunda çeşitli görüşler öne sürülmüştür. Yapının medrese, tekke ya da saray (Taşkın Paşa’nın sarayı) şeklinde kullanıldığına dair görüşler vardır. Ayrıca yapının iki katlı olduğu tahmin edilmektedir. Medresenin bugüne ulaşan en süslemeli bölümü taçkapısıdır. İki dış kenarda rûmî-palmet süslemeli başlıklara sahip sütunçelerle sınırlandırılan taçkapının geometrik düzenlemeli ve rûmî-palmet süslemeli üç bordürü dikdörtgen çerçeveyi meydana getirmektedir. İki yanda bitkisel süslemeli başlıkları olan ikişer sütunçenin kullanıldığı kapı nişi yine kademeli sivri kemerle çevrelenmektedir. Sivri kemer üzerinde kaydırılmış yarım daire formlarında oluşan düzenleme görülmektedir. Üzeri geçme motifiyle bezenmiş basık kemerli kapı açıklığı niş içinde bulunmaktadır. Kemerin köşeliklerinde kabaralar ve bitkisel süsleme, üzerinde rölyef şeklinde oldukça taşkın bir bitkisel süsleme ve ışınsal bir düzenlemeye yer verilmiştir. Sivri kemerin üzerindeki bölüm de tamamen bitkisel süslemeyle kaplı olup bunun üzerindeki hafif dışa taşkın dikdörtgen bölümde bir pencere açıklığı vardır. Pencerenin yanlarındaki alanlar da bitkisel süslemeyle bezenmiştir ve üst iki köşesinde birer kabara mevcuttur. Günümüzde restore edilmiş olan yapı halk kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.