|
|
|
|
|
YUNTDAĞI- KARAKILINÇLI KÖYÜ CAMİİ – YUNUS EMRE – MANİSA
Yunt Dağı, Ege Bölgesi’nin batısında yer alan, Bakırçay ve Gediz ırmaklarının kuzeyden ve güneyden doğal sınır oluşturduğu bölgedir. Yunt Dağı ve çevresinin Türkler tarafından ele geçirilmesi ise Saruhanoğlu’larının Manisa Kalesi’ni fethettiği tarihten daha önce olduğu tahmin edilmektedir.
Cami Yunt Dağı’nın Karakılınçlı Köyü’nde, bulunmakta ve kuzey cephesinde yer alan kitabeye göre 1325 H./1907-8 M. yılında inşa edilmiştir. caminin harim duvarlarının celî divânî, sülüs ve kûfi istifli yazılarla dikkat çekecek şekilde bezenmiş olduğu görülmüştür. Bunlar içinde en dikkat çekeni ise batı duvarındaki Yedi Uyurlar konulu geminin bulunduğu resimli yazıdır.
Caminin Yeri ve Yapım Tarihi :
Yapı, Manisa İli, Yunus Emre İlçesi’ne bağlı, Yunt Dağı’nın Karakılınçlı Köyiçi Mevkiinde, 2. pafta, 554.parselde bulunmaktadır.. Yapının kuzey cephesinde son cemaat yerine girişi sağlayan, kemer gözünün üzerinde taş bir kitabe içerisinde 1325H./1907-8M. yılında yapıldığını belirten inşa tarihi bulunmaktadır. Yapıya ait bir vakfiyeye ise rastlanmamıştır.
Mimari Özellikleri ve Yazı Bezemeleri
Cami, kuzey-güney yönünde hafif eğimli bir arazi üzerinde, mihrap duvarına göre enlemesine dikdörtgen plânlı harim ve bunun kuzeyindeki son cemaat yerinden oluşur. Caminin kuzeybatı köşesine yapıya bitişik, köylülerin ifadesiyle 1970’lerde inşa edilmiş- yığma teknikle örülmüş, beton briket malzemeli bir minare eklenmiştir. Minarenin kaidesi sekizgen, gövdesi silindir ve tek şerefelidir. Ancak yapının kuzey-doğusunda avlu içinde camiden bağımsız, üzerindeki tarihe göre 1937 yılında yapıldığı anlaşılan, gövdesi moloz taş, korkulukları betonla inşa edilen köşk minaresi bulunmaktadır. Köşk minarenin yanına yakın zamanda bir de şadırvan eklenmiştir.
Camide inşa malzemesi olarak, düzgün kesme taş kullanılmış ve taş yüzeylerine kazıma tekniğiyle baklava desenleri işlenmiştir. Böylece yapının cephelerine hareket kazandırılarak dikkat çekici ve belirgin hâle getirilmiştir. Taş aralarında bağlayıcı olarak kireç derz kullanılmıştır.
Kırma çatılı yapının üzeri kiremit kaplıdır ve iki sıra kademeli taş saçak yapının bütün cepheleri boyunca devam etmektedir. Son cemaat yeri ve harimin tavanı ahşap kaplamalıdır. Yapı günümüzde ibadete açıktır ve kapsamlı bir onarıma ihtiyaç duymaktadır.
Cami, mihrap duvarına göre enlemesine dikdörtgen bir harim ile kuzeyinde yer alan son cemaat yerinden meydana gelen tek mekânlı bir plân düzenine sahiptir. Son cemaat yeri müdahale öncesi beş kemer açıklığıyla avluya açılıyorken, daha önce bahsedildiği gibi- yapılan müdahalelerle kapalı hale getirilmiştir. Son cemaat yerinden harime kırmızı bazalt taşından inşa edilmiş taç kapıdan girilmektedir. Taç kapı harim kuzey duvarının merkezinde mihrap eksenindedir. Taç kapının özgün çift kanatlı ahşap kapısı hâlen durmaktadır. Taç kapı kavsara kuşatma kemeri çift kademeli yuvarlak kemerli, içteki kemer yüzeyi sade, dıştaki kemer yüzeyi yivli ve kilit taşı yüzeyden taşırılmak suretiyle vurguludur.
Kuşatma kemerleri kademeli sütun başlıklarına oturtulmuştur. Sütun gövdeleri dıştan içe doğru profilli yapılmış ve yüzeyleri yivli kaidelere oturtulmuştur. Böylece bütün bu unsurlar bir arada uyum içinde kullanılarak Gotik etki izlenimi yansıtan taç kapı kurgusu oluşturulmuştur. İbadet mekânı pencerelerin az olması sebebiyle loş bir ortama sahiptir.
Alt sıradaki büyük pencerenin kuzeyinde ve güneyinde iki sıra halinde yazı bezemelere yer verilmiştir. Doğu duvarında pencerenin kadınlar mahfili tarafında, kuzeydoğu köşede altta dikdörtgen çerçeve içerisinde, celî divânî istifli hatla beyaz zemin üzerine, siyah boyayla yazılmış kitabe yer almaktadır.
Yazıyı çevreleyen dikdörtgen çerçeve beyaz zemin üzerine siyah şeritli; çerçevenin içi ise altın yaldız renkli kıvrım dallardan oluşan bitkisel bezemelidir. Dikdörtgenin köşelerinde içe doğru alem şeklinde dört hilal motifi yerleştirilmiştir. Yapılan badana işleri sırasında yazıların üzeri yer yer beyaz boyayla tahrip edilmiştir. Özellikle kitabenin alt köşesindeki sanatçı imzası olduğu anlaşılan hat silinerek okunamaz hâle gelmiştir.
Kitabenin okunuşu şöyledir:
“Tehassantü bi-zil mülki ve’l-melekûti ve aksemtü bi-zil ızzeti ve’l-Azameti ve’l-Kibri ve’l-Ceberrûti ve tevekkeltü alel hayyil kayyûm ellezî lâ yenâmü ve lâ yemût” şeklinde Tahassun duası ve “Subbûhun kuddûsun Rabbu’l-melâiketi ve’r-Rûh, Sadaka Resûlallah”
hadisi yazılmıştır.
Kitabenin anlamı şöyledir:
“Ben kendimi mülkün ve kâinatta olan her şeyin sahibinin ellerine bıraktım. Ve ben, çok yüce ve ulu, azametliye ve her şeyin sahibine sığındım. Ve kendisinde bir eksiklik olmayan, ölümsüz, hep diri olana güvendim. O tüm noksanlıklardan münezzeh, mukaddes, meleklerin ve Ruh’un (Cebrail) Rabbidir” ve “Allah’ın Elçisi doğru söyledi”.
Yazılmıştır.
Çok sayıda kitabe büyük celî sülüs bir vav harfinin içine yerleştirilmiştir. Vav harfinin içinde istifli sülüs hatla Kalem Suresi, 4. Ayet yazılmıştır.
Okunuşu ve anlamı şöyledir:
“Ve inneke le’alâ ḣulukin azîm”,
“Ve gerçekten sen, büyük bir ahlak üzerindesin”
(Kur’an, 2011: 636). Kalem Suresi, 4. Ayet’in üzerinde sülüs hatla “Sadakallâhulazim” yani “Azim olan Allah doğruyu söyledi” yazılmıştır.
En üstte beyaz zemin üzerine, siyah boya ile tuğra yazılmış hat içerisinde “Şefâ’atî li-ehli’l-kebairi minümmetî” yani “Benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenleredir”
Hadisi ile bu yazının kuzeyinde “Gâle’n-nebiyyü aleyhi’s-selam”, “Peygamber (nebi) dedi, ona, selam olsun” yazılmıştır.
Sanatçı tuğranın altında ise ketebehü Hüseyin Avni” şeklinde sanatçı imzasını ve kitabeleri yazdığı “1330” yılını belirtmiştir.
Doğu duvarının güneydoğu köşesinde iki sıra halinde kitabeler bulunmaktadır. Alt sırada beyaz zemin üzerinde, dikdörtgen çerçeve içerisinde siyah boyalı, sülüs istifli kitabe yer almaktadır. Çerçevenin içi altın yaldız renkli kıvrım dallarla doldurulmuştur.
Türkçe olarak “Ya İlahi cehennemden eyle bizi halas, Ya Rahim, Ya Kerim” şeklinde dua metni yazılmıştır. Kitabe metninin altında “ketebehü Hüseyin Avni” imzasına ve “1329” tarihine rastlanmaktadır.
Mevcut kitabenin kuzeyinde birbirine bitişik iki farklı kitabe daha örülmektedir. Her ikisi de beyaz zemin üzerine siyah boyayla yazılmıştır.
Alttaki kitabe çerçevesiz ve celî sülüs hatla
“Ya Vahdetullah” yani “Ey bir Allah” yazılmıştır.
Bu kitabenin üzerinde ise celî kûfi istifli hat bulunan kitabe yer almıştır. Kitabenin baş tarafında Enbiya Suresi, 87. Ayetin bir kısmı
“Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn, Sadekallahulazîm.”,
“Senden başka ilah yoktur, Sen tüm noksanlıklardan yücesin. Gerçekten ben, zalimlerden oldum. Azim olanAllah doğruyu söyledi.” (Kur’an, 2011: 360) yazılmıştır.
Kitabenin sonunda ise “Kâle’llâhu Teâlâ fi’l Kur’ân’il kerîm ve’n-nebiyyu’l-kerim” yazılmıştır.
Mihrap, alçı malzemeden, tonoz kavsaralı ve yarım daire formlu nişe sahiptir. Mihrabın kavsara kuşatma kemeri yuvarlak formludur ve mihrap kalınca bir silme ile ters U şeklinde çevrelenmiştir.
Mihraba atfedilen kutsiyetler nedeniyle, gökyüzüne açılan bir pencere gibi düşünülmüş ve nişin içine -adeta bir pencere perdesi gibi yerleştirilmiş kalem işi tekniğinde püsküllü perde motifiyle tamamlanmıştır. Perde motifi aşağıya doğru sarkan üç boğumludur ve her boğumun içi istifli hatlarla doldurulmuştur.
Kıble duvarının güneydoğu köşesinde ahşap korkuluklu vaaz kürsüsü, güneybatısında da ahşaptan sade ancak camiyle uyumlu minber bulunmaktadır. Her ikisi de özgündür.
Mihrap duvarı adeta bir tablo gibi boydan boya kitabelerle doldurulmuştur. Böylece kitabelerle zenginleştirilen güney duvarına mihrap nişi ve yazılarının da eklenmesiyle yapıya hareketlilik kazandırılmıştır.
Mihrabın kavsara alınlığında yaldız renkli, kıvrım dal bitkisel bezemeli bir kuşakla çevrelenmiş, dikdörtgen çerçeveli kitabe yer almaktadır.
“1329” tarihinin ve “ketebehü Hüseyin Avni” imzasının bulunduğu celî sülüs hatlı kitabe içinde Mihrap Ayeti olarak bilinen, Ali İmran Suresi 37.Ayet’in içinde mihrap geçen“Kullemâ deḣake ‘aleyhâ Zekeriyyâ’l-mihrâb.” yani “Zekeriyya onun yanına mihraba (mağbede) her girdiğinde.” kısmı yazılıdır (Kur’an, 2011: 63)
Yazıların üzerinden beyaz kimyasal boya ile geçilerek yazılar tahrip edilmiştir. Altın yaldız rengindeki sanatçı imzası ve yazım tarihi üzerindeki boyalara dokunulmamış, boyanmış yazıların altından da özgün olan altın yaldızlı renkler seçilebilmektedir. Özgün durumunda olanların altın yaldız renginde boyayla yapıldığı bellidir.
Mihrap nişinin kavsarasında perde motifinin aşağıya doğru sarkan ilk boğumunda; koyu mavi zemin üzerine altın yaldızla, celî sülüs istifli çerçevesiz yazıda
“Sübhâneke mâ abednâke Hakkun ibâdetike yâ Ma’bûd.”,
“Ey kulluk edilmeye en layık olan Allah`ım sana hakkıyla ibadet edemedik.” anlamına gelen dua yazılıdır.
Bu yazının altında yine mavi zemin üzeri, altın yaldızla celî sülüs istif hatta Raman Suresi 26. ve 27. Ayetler
“Kullu men aleyhâ fâni.” ve “yebkâ vechu Rabbike żû-l Celâli ve’l-ikrâm.” yazılmıştır.
Anlamı:
“Yeryüzünde bulunan her canlı ölümlüdür. Ancak yüce kudret ve ikram sahibi Rabbinin kendisi ise bakidir.” (Kur’an, 2011: 595) anlamını taşımaktadır.
Mihrap nişinin ortasında pembe zemin üzerinde palmet şeklinde, stilize hayat ağacı motifli, celî sülüs istif hatta Hicr Suresi, 99. Ayet yazılmıştır.
“Va‘bud Rabbeke hattâ ye’tiyeke-l yakîn.”,
“Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et.” (Kur’an, 2011: 286) anlamına gelmektedir.
Perdenin düğümleri de bu istife adeta çerçeve yapılmıştır . Yazının özgün halinde altın yaldız renginde olduğu boya altındaki kalıntılardan anlaşılmaktadır. Günümüzde ise gümüş renkli kimyasal bir boyayla yazının üzerinden tekrar geçilerek yazı bozulmuştur.
Mihrap nişinde perdenin boğumları içinde, koyu mavi zemin üzerine, altın yaldız renginde vaaz kürsüsüne bakan tarafında, damla istif sülüs hatla;
“Ya Muyessirü’l-murâdat”
“Ey muratları bahşeden”,
Minbere bakan tarafında
“Ya Dâʻvete’l-mucib”,
“Ey dualara cevap veren” şeklinde Allah’ın sıfatları yer almıştır.
Mihrap nişinin vaaz kürsüsüne bakan tarafında, perdenin üçgen katı içinde celî dîvânî istifli hatla Ankebût Suresi, 45. Ayetin bir bölümü;
“İnne’s-salâte tenhâ ani’l-fahşâ-i ve’l-munkeri ve’l-eżikrullâhi ekber.”,
“Şüphesiz namaz, kişiyi, hayâsızlıktan ve kötülüklerden alıkoyar.”
(Kur’an, 2011: 441-442) anlamına gelen kısmı yazılmıştır.
Üstündeki damla istif dîvânî hatla yazılmış yazı ise “Sadakallâhulazim”, “Azîm olan Allah doğru söyledi” şeklindedir.
Harimin batı duvarı da, doğu duvarında olduğu gibi iki sıralı pencere düzenindedir. Alt sırada bir dikdörtgen, üst sırada ise bir gül, bir de dikdörtgen olmak üzere iki pencereye sahiptir. Batı duvarı da boydan boya istiflenmiş hat örnekleriyle bezenmiştir.
Batı duvarının güneybatı köşesinde iki sıra halinde kitabeler bulunmaktadır. Alt sıradaki kitabe dikdörtgen çerçevelidir. Çerçevenin içinde beyaz zemin üzerine, altın yaldız kıvrım dallar dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır. Çerçeve şeritlerinin neredeyse tamamı beyaz badana ile tahrip edilmiştir. Çerçevenin içinde beyaz zemine, siyah boyayla yazılmış, celî sülüs istif hat yer almıştır.
Yazıtta Şûrâ Suresi, 43. Ayet yer alır.
“Velemen sabera ve ġafera inne żâlike lemin azmi’l-umûr.”, “Kim sabreder ve bağışlarsa bunu yapan işlerin en kararlısını yapmıştır.” (Kur’an, 2011: 538) anlamına gelmektedir.
Üstte yer alan kitabe ise beyaz zemin üzerine, siyah boyayla ve celî sülüs istifli bir hatla yazılmış, Yedi Uyurlar (Ashab-ı Kehf) motifli gemi (sefine) resmidir. Geminin ön güverteye bakan birinci yelkeninde “Ya malikü’l-mülk, el-Cabbar”, “Ey mülkün ebedi sahibi, gücü sınırsız”;
Batı duvarının kuzeybatı köşesinde iki sıralı kitabe düzeni görülür. Alt sırada oldukça büyük dikdörtgen bir pano içinde “1328” tarihli kitabe yer almıştır.
Batı duvarının güneybatı köşesinde iki sıra halinde kitabeler bulunmaktadır. Alt sıradaki kitabe dikdörtgen çerçevelidir. Çerçevenin içinde beyaz zemin üzerine, altın yaldız kıvrım dallar dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır. Çerçeve şeritlerinin neredeyse tamamı beyaz badana ile tahrip edilmiştir. Çerçevenin içinde beyaz zemine, siyah boyayla yazılmış, celî sülüs istif hat yer almıştır. Yazıtta Şûrâ Suresi, 43. Ayet yer alır. “Velemen sabera ve ġafera inne żâlike lemin azmi’l-umûr.”, “Kim sabreder ve bağışlarsa bunu
yapan işlerin en kararlısını yapmıştır.” (Kur’an, 2011: 538) anlamına gelmektedir.
Üstte yer alan kitabe ise beyaz zemin üzerine, siyah boyayla ve celî sülüs istifli bir hatla yazılmış, Yedi Uyurlar (Ashab-ı Kehf) motifli gemi (sefine) resmidir. Geminin ön güverteye bakan birinci yelkeninde “Ya malikü’l-mülk, el-Cabbar”, “Ey mülkün ebedi sahibi, gücü sınırsız”;
ikinci yelkeninde :
Fetih Suresi, 1. Ayet “İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ.”, “Şüphe yok ki biz, sana apaçık bir fetih vermişizdir.” (Kur’an, 2011:566) ayeti yazılmıştır.
Geminin ana gövdesinde celî sülüs istifle sağdan sola doğru Yedi Uyurlar ile köpeklerinin isimleri: “Yemlîhâ, Mekselînâ, Mislînâ, Mernûş, Debernûş, Şâzenûş, Kefeştatayyûş ve Kıtmîr” yazılmıştır.
Batı duvarının güneybatı köşesinde alt sırada celî sülüs istif; üstte ise Yedi Uyurlar istifli yelkenli gemi resmi. Batı duvarının kuzeybatı köşesinde iki sıralı kitabe düzeni görülür. Alt sırada oldukça büyük dikdörtgen bir pano içinde “1328” tarihli kitabe yer almıştır.
Karşılaştırma Ve Değerlendirme
Karakılınçlı Köyü’nün çok yakınında Yeniceköy isimli dağ köyünde de benzer bir cami bulunmaktadır.
İnşa kitabesine göre, 1319H./1901-02M. yılında imâr edilen Yeniceköy Camii ile bundan altı sene sonra inşa edilen Karakılınçlı Köyü Camii’nin plân kurguları, Gotik biçimi andıran taç kapıları, dikdörtgen ve gül pencere biçimleri ve taş örgü/kesim teknikleri, bu iki camiyi aynı ustaların yaptığına işaret etmektedir.
Her iki camide de yuvarlak kemerli açıklıklarla son cemaat yerine, ardından Gotik form izlenimi veren taç kapı ile harime giriş sağlanır. İki yapı da mihrap duvarına göre enine dikdörtgen plânlı, tek sahınlı harim ile kuzey duvarına bitişik galeri katında kadınlar mahfilinden meydana gelmiştir. İki yapının perde motifli mihrapları da benzerdir.
Camilerin mihrapları iki yana açılmış, üç boğumlu perde motifi, her bir perde boğumu içine yazılmış hat örneklerinden meydana gelmiştir. Ayrıca cephelerde yapılara karakterini kazandıran baklava dilimli kesme taş örgü tasarımı iki eserde tamamen aynıdır.
Üstelik benzerlik sadece yapıyla sınırlı da değildir. Her iki yapının hat yazıları, ahşap minberleri ve süsleme özellikleri bakımından oldukça benzerdir. Yeniceköy Camii’nin minber işçiliği ve süsleme kalitesi dahi yüksektir.
Hattat Hüseyin Avni, Karakılınçlı Köyü Camii’nin hat yazılarında çok yerde yazım tarihlerini vermiştir.
Buna göre 1327H./1909-10M., 1328H./1910-11M., 1329H./1911M. ve 1330H./1911-12M. yılları arasında farklı zamanlarda yazılmış kitabeler mevcuttur.
Bir bakıma Hattat Hüseyin Avni caminin yapıldığı 1325H./1907-10M. yılından iki yıl sonra yazım işine başlamış, 1330H./1911-12M. yılına kadar belli aralıklarla gelip, giderek yazma işini tamamlamıştır.
Yeniceköy Camii’nin mihrap duvarında ise armudi istifle Hattat Hüseyin Avni ketebeli sanatçı imzasına ve 1339H./1920-21M. tarihli, zengin hat sanatıyla dolu örneklerle karşılaşılır.
Her iki caminin hat ustası Hüseyin Avni, Yenice Köy Camii’nin yazılarını, Karakılınçlı Köyü Camii yazıtlarından dokuz sene sonra 1339H./1920-21M. yılında yazmıştır. Yeniceköy Camii’nin istifli yazıları, yazı tekniğinin uygulanışı ve yazılı resim gibi uygulamaları daha ustaca yapılmıştır. Bu bağlamda, Hüseyin Avni’nin aradan geçen dokuz yıl süresinde hat tekniğini ve sanatını bir hayli geliştirdiği gözlenmektedir.
Belki de büyük bir ustanın yanında çalışma fırsatı bulmuş ve yeni imkânlar elde etmiştir. Yeniceköy Camii’nin yazıları hakkında oldukça ayrıntılı bir çalışma, araştırmacı H. İ. Eryılmaz tarafından yapılmıştır. Araştırmacının bulgularına göre, Hattat Hüseyin Avni’nin babasının ismi Mustafa’dır ve kendisi de Bursalı gezici bir sanatçıdır. Osmanlı döneminde Anadolu’yu köy köy dolaşan duvar, ahşap ve hat sanatı ustalarının varlığı bilinmektedir. Bu sanatçılar, gezgin ustalar olarak tanınmaktadır.
İki caminin hatlarını yazan Hüseyin Avni’nin de böyle bir sanatçı olduğu anlaşılmaktadır. Karakılınçlı Köyü Camii duvarlarında farklı çeşitlerini gördüğümüz, Hüsn-i hat istiflerinin en dikkat çekici olanı resimli yazı olarak bilinen Yedi Uyurlar gemisidir. Yazı istifli gemi resimleri hat sanatının ustalık gerektiren kolu olması sebebiyle oldukça rağbet gören bir türüdür. Bunlar Yedi Uyurlar ve bir onun kadar dikkat çeken Amentü gemileridir. Karakılınçlı Köyü ve Yeniceköy Camii’nde Yedi Uyurlar gemisini görmekteyiz.
Amentü gemisi;
Kur’ân-ı Kerîm Ayetleri üzerine temellendirilmiş ve imanın esaslarını dile getiren metnin gemi veya kayık şeklinde istiflenmesinden oluşmuştur. Hüseyin Avni, Yeniceköy Camii’nde Amentü Gemisi’ni de muntazam olarak resmetmiştir.
Yedi Uyurlar Makamı halk nezdinde yaygın olarak bilinir ve çok sayıda yerde mağarası olduğu iddia edilir. Bu mağaraları ziyaret edenlerin, dertlerine deva bulacaklarına inanılır. Yedi Uyurlar Hıristiyanlar tarafından da kutsal sayılmışlar,
Yedi Uyurların adlarının gemi şeklinde yazılmalarının sebebi 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı donanmasının Ashâb-ı Kehf’e emanet edilmesi ve gemilere konan isimlerinin koruması altına alınmış olmasıdır.
Yedi Uyurlar gemilerinde sadece isimler yer almaz; genellikle birinci yelkende “Ya malikü’l-mülk, el-Cabbar”, ikinci yelkende Fetih Suresi, 1. Ayet, geminin bayraklarında da birinci bayrakta “Kelîme-i Tevhîd” ve diğe-
rinde “Mâşâallah” ibareleri yazılmaktadır .
Karakılınçlı Köyü Camii’nin doğu duvarı, kuzeydoğu köşesinde ve Yeniceköy Camii’nin mihrap kavsara köşeliği, batı tarafında, tuğra istifli hat içerisinde “Şefâ’atî li-ehli’l-kebairi min ümmetî” yani “Benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenleredir” hadisi yer almaktadır. Yeniceköy Camii’nde ki tuğra hat mavi zemin üzerine altın yaldızla ve daha yüksek bir ustalıkla yazılmıştır.
Her iki caminin mihrabında benzer iki kitabe daha bulunmaktadır. Kitabelerin yazı üslupları farklı olmakla beraber içerikleri aynıdır. Karakılınçlı Köyü Camii’nin kavsarasında perde motifinin aşağıya ilk boğumunda, celî sülüs istifli yazıda “Sübhâneke mâ abednâke Hakkun ibâdetike yâ Ma’bûd.”, “Ey kulluk edilmeye en layık olan Allah`ım sana hakkıyla ibadet edemedik.” anlamına gelen dua yazılmıştır.Aynı dua Yeniceköy Camii’nin mihrabında celî kûfi hatlı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Karakılınçlı Köyü Camii’nin mihrap nişinde stilize hayat ağacı şeklinde celî sülüs istifli hat yazıyla ve Yeniceköy Camii’nin mihrap nişi, batı yönündeki perde motifinde celî sülüs ile Hicr Suresi’nin,99. Ayeti yazılmıştır. (Kur’an, 2011: 286).
Her iki yapının yazıları karşılaştırıldığında;
Karakılınçlı Köyü Camii’nin ağırlıklı olarak celî sülüs istif yazılarla bezendiği, Yeniceköy Camii’nin ise daha çok celî kûfî istif hatlara sahip olduğu görülmektedir.
Ayrıca Yeniceköy Camii’nin mihrap nişinde ustalıkla yazılmış celî sülüs müsennâ yazılar Karakılınçlı Köyü Camii’nde görülmemektedir.
Her iki yapıda da armudi istifle yazılmış sanatçı imzasına rastlanmaktadır.
Karakılınçlı Köyü Camii’nin doğu duvarı ile mihrap nişinde gördüğümüz celî dîvânî yazı, Divan-i Hümâyun’da resmi yazışmalarda kullanıldığı için dîvânî adını almıştır. Harekesiz yazılan dîvânînin 16. Yüzyılda İstanbul’da, doğan üst düzey yazışmalarda kullanılan harekeli, süslü ve bir hayli zahmetli şekline celî dîvânî denilmiştir. Okunması ve yazılması maharet gerektirdiği için devlete ait sırların gizlenmesinde kullanılmıştır. Yazının özelliği satır sonlarının yukarıya doğru yükselmesidir (Derman, 2001: 17). Yazımı oldukça zor celî dîvânî hat sanatını Yunt Dağında bir köy camisinin duvarına uygulayabilen Hüseyin Avni’nin maharetli ve saray üslubunu bilen bir sanatçı olduğu anlaşılmaktadır.
Caminin doğu ve batı duvarlarında istifli hatla tuğra olarak yazılmış ayet ve hadis görülür. Tuğra imza olarak kabul edilen yazı Osmanlı Devletinde bir padişah adına yazılır onun sembolü olur ve o tahttan çekilene kadar onu kullanırdı. Padişahın amblemi ve devleti temsil eden bir semboldü. Tuğra padişahla birlikte babasının adı ve daima zaferler kazanmasını dileyen “el-muzaffer daima” şeklinde bir dua da ihtiva etmektedir. Zaman içinde sembol anlamını yitiren tuğra tarikat şeyhleri için yazıldığı gibi, ayet, hadis
şeklinde yazıldığı da görülmeye başlanmıştır (Derman, 2001: 18).
Karakılınçlı Köyü Camii’ndeki Besmele ve hadis hatlı tuğralar bu geleneğin devamı olarak karşımıza çıkmıştır.
Camide hat sanatının güzel bir örneği olarak damla ve armudi istifli yazılara rastlanmıştır. Özellikle armudi biçimin hat sanatında sevilerek kullanılmasının sebebi dengeli bir şekle sahip olması ve armut şeklinin istif yapmaya uygun olması şeklinde belirtilmiştir. Armudi istiflerde gövdede yazı olduğu gibi armudun sapına bağlanmış sağlı, sollu yapraklar içerisinde de yazılar istiflenmiştir. Bunların çoğu ayet olmakla birlikte farklı ibarelere de rastlanmıştır. Karakılınçlı Köyü Camii’nde tahrip edilmiş armudi istifin okunabilen kısmı Hüseyin Avni ketebelidir. Yenice Köy Camii’nde de armudi istifle yazılmış sanatçı imzası bulunur ve burada sanatçının şecere bilgisi de bulunmaktadır. Buna göre Hüseyin Avni’nin baba adının Mustafa olduğu belirtilmiştir.
Doğu ve batı duvarlarında karşılıklı olarak celî sülüs hatla yazılan büyük vav harleri yer alır. Tasavvuf kültürü ve düşüncesinde vav harfine çeşitli anlamlar yüklenmiştir. Bunlardan biri vav harfi, vahidiyeti ihtiva etmesi yönüyle Allah’ın birliğini ifade etmekte; yani tekliği simgelemektedir. Vahid olan; eşi benzeri olmayan, ortağı bulunmayan, tek ilah olan, kendisinden başka ilah bulunmayan, sıfatlarında ve işlerinde asla benzeri olmayan anlamlarını içerdiği belirtilmiştir.
Sonuç
Karakılınçlı Köyü Camii, kuzey cephesinde, son cemaat yeri kemeri üzerindeki taş kitabeye göre 1325H./1907-08M. tarihinde yapılmıştır. Kırmızı bazalt kesme taşından inşa edilen, yapı mihrap duvarına enlemesine gelişim gösteren bir harim ile kuzeyindeki son cemaat yerinden meydana gelmiştir. Son cemaat yerinin üzeri ise galeri katı şeklinde kadınlar mahfili olarak tasarlanmıştır.
Genel hatlarıyla bakıldığında yapının eklektik tarzda bir eser olduğu ve karma üsluplardan meydana geldiği görülür. Örneğin son cemaat yeri kemer gözleri ve kemerlerin oturduğu sütun başlıkları Neo Klasik üslupta, harime giriş sağlayan profilli taç kapı Gotik bir biçimde, gül pencere tasarımı ve mihrapta görülen perde motifi ise tamamen Batı sanatı etkisiyle yapılan, Geç Dönem Osmanlı eserlerinde karşımıza çıkan uygulamalardır.
Camide ustaca uygulanmış hat yazıları örneklerine rastlanır. Yapının doğu, güney ve batı duvarlarında beyaz zemin üzerine siyah ve altın yaldızla celî divânî, sülüs, kûfi, damla ve armudi istif hatla yazılmış kitabeler bulunur. Kitabelerin çoğunda Hüseyin Avni şeklinde sanatçı imzasına ve kitabelerin yazıldığı Vakıflar Dergisi 54 - Aralık 2020 yıla yer verilmiştir.
Kitabelerin bir kısmında çift şeritle, çerçeve içine kıvrım dal bitkisel bezeme dolgu yapılmıştır. Çerçevesiz yazılarda merkezdeki celî sülüs büyük vav harflerinin çevresinde istifli ayet yazıları ile tuğra şeklinde istiflenmiş tasarımlar uygulanmıştır.
Mihrap nişinde bulunan püsküllü perde motifinin her bir boğumunun içi celî sülüs, damla ve dîvânî istifli yazılarla bezenmiştir. Sanatçı hat sanatının inceliklerini sergilediği yazılar içinde bir de resimli yazı olarak isimlendirilen celî sülüs istif hatla yazılmış Yedi Uyurlar gemi resmini eklemiştir.
Yapı, Yunt Dağı’ndaki Yeniceköy Camii ile malzeme, duvar örgü tekniği, plân, taç kapılar, pencere biçimleri bakımından bire bir benzerlik yansıtır. Dolayısıyla bu iki camiyi aynı ustaların inşa ettiğini kabuledebiliriz. Üstelik her iki yapının hat yazılarını gezgin bir usta olan Hattat Hüseyin Avni yazmıştır.
Ancak yapıya karakterini veren hat yazılarında ne yazık ki tahribatlar tespit edilmiştir. Duvarlara yapılan badanalarda bir kısmının üzeri beyaza boyanmış, bazı yazılar temizlenmek istenirken boyalar akmış, yer yer de kimyasal boyalarla müdahalelerde bulunulmuştur. Bundan dolayı yapı bir an önce koruma altına alınarak, yazılar üzerindeki doğal dokuya zarar veren kimyasal boyaların işin ehli kişiler tarafından, uygun yöntem ve tekniklerle temizlenmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak Yunt Dağı bölgesinin çevreye nispetle henüz bakir sayılabilecek özelliklere sahip olduğu veTürkmen geleneklerini hâlâ devam ettirdiği anlaşılmakta.
KAYNAK: Yunt Dağı Karakılınçlı Köyü Camii’nde Yazının Bezeme Unsuru Olarak
Kullanımı ve Yapının Mimari Analizi (Ramazan Uykur)
FOTOĞRAFLAR: Erol Şaşmaz |
| YUNTDAĞI- KARAKILINÇLI KÖYÜ CAMİİ – YUNUS EMRE – MANİSA Fotoğraf Galerisi
|  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  |  | |
|