Tarihi Mekanlar Kişisel Ansiklopedi Erol ŞAŞMAZ
  İSTANBUL İLİ ESERLERİ
  MİMAR SİNAN VE ESERLERİ
  İZMİR İLİ ESERLERİ
  ADIYAMAN İLİ ESERLERİ
  AFYON İLİ ESERLERİ
  AĞRI İLİ ESERLERİ
  AKSARAY İLİ ESERLERİ
  AMASYA İLİ ESERLERİ
  ANKARA İLİ ESERLERİ
  ANTALYA İLİ ESERLERİ
  AYDIN İLİ ESERLERİ
  BARTIN İLİ ESERLERİ
  BALIKESİR İLİ ESERLERİ
  BATMAN İLİ ESERLERİ
  BİLECİK İLİ ESERLERİ
  BURSA İLİ ESERLERİ
  ÇANAKKALE İLİ ESERLERİ
  EDİRNE İLİ ESERLERİ
  ELAZIĞ İLİ ESERLERİ
  ERZİNCAN İLİ ESERLERİ
  ERZURUM İLİ ESERLERİ
  ESKİŞEHİR İLİ ESERLERİ
  GAZİANTEP İLİ ESERLERİ
  HATAY İLİ ESERLERİ
  ISPARTA İLİ ESERLERİ
  KARABÜK İLİ ESERLERİ
  KARAMAN İLİ ESERLERİ
  KARS İLİ ESERLERİ
  KASTAMONU İLİ ESERLERİ
  KAYSERİ İLİ ESERLERİ
  KIRIKKALE İLİ ESERLERİ
  KIRKLARELİ İLİ ESERLERİ
  KIRŞEHİR İLİ ESERLERİ
  KOCAELİ İLİ ESERLERİ
  KONYA İLİ ESERLERİ
  KÜTAHYA İLİ ESERLERİ
  MALATYA İLİ ESERLERİ
  MANİSA İLİ ESERLERİ
  MARDİN İLİ ESERLERİ
  MERSİN İLİ ESERLERİ
  MUĞLA İLİ ESERLERİ
  NEVŞEHİR İLİ ESERLERİ
  ORDU İLİ ESERLERİ
  SAKARYA İLİ ESERLERİ
  SAMSUN İLİ ESERLERİ
  SİİRT İLİ ESERLERİ
  SİVAS İLİ ESERLERİ
  ŞANLIURFA İLİ ESERLERİ
  TEKİRDAĞ İLİ ESERLERİ
      Tekirdağ Camileri
      Tekirdağ Tarihi Yapıları
  TOKAT İLİ ESERLERİ
  TRABZON İLİ ESERLERİ
  UŞAK İLİ ESERLERİ
  VAN İLİ ESERLERİ
  YOZGAT İLİ ESERLERİ
  SELÇUKLU HANLARI
  OSMANLI HANEDAN TÜRBELERİ

Mail listemize abone
olun, güncel
yayınlarımızdan
haberdar olun!

Bunun için,
Lütfen mail adresinizi girin.
  Ana Sayfa   |  Üye Kayıt   |  Üye Giriş   |  İletişim   
RÜSTEM PAŞA KÜLLİYE MEDRESESİ –TEKİRDAĞ MERKEZ

Trakya Rüstem Paşa külliye Caminin 30 m. kadar güneydoğusuna inşa edilen medrese, bir avlunun etrafında “L” biçiminde sıralanan revaklar ile bunların gerisindeki odalardan oluşmaktaydı. Bazı yayınlarda mektep veya kütüphane olarak adlandırılan, avlunun güneybatısındaki kubbeli mekân, aslında medresenin dershane hücresi olup günümüze sağlam şekilde ulaşabilmiştir.

Medresenin bulunduğu alan; denize doğru eğimli olduğundan, doğu-batı ve kuzey-güney doğrultusunda birbirini kesen iki adet kalın set duvarı inşa edilerek arazi, düz bir teras haline getirilmiştir. Dershanenin dışında günümüze ulaşa- bilen medrese duvarları, işte bu set duvarının üzerinden yükselmektedir.
10 Haziran 1881 tarihli bir arşiv belgesinde medresenin, -ileride görüleceği üzere- mektebe dönüştürülmeden önce, kubbeli altı oda ve avlulu bir yapı olduğu dile getirilmektedir.

Günümüzde denize paralel uzanan medrese cephesindeki pencere ve duvar payeleri, burada vaktiyle altı odanın bulunduğuna işaret etmektedir. Diğer duvardaki oda sayısı anlaşılamamakta, sadece bir pencerenin izi belli olmaktadır. A. Saim Ülgen’in vaziyet planında bu cephede; köşe hücrenin önündeki bir revak ile yanında, revaklı iki hücre yer almaktadır .

XIX. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren zamanla oluşan tahribatlar nedeniyle medrese onarıma muhtaç hale gelmişti. 1840 yılında onarım için cami ile birlikte keşfi yapılmış, fakat masrafın hazineden karşılanacak olması nedeniyle, medresenin onarımından vazgeçilmişti. Yapılan keşfe göre iki yapının onarımı için belirlenen tutar, 87.583 kuruşu bulmaktaydı. Medrese ile ilgili keşif defteri tespit edilememiştir. Muhtemelen onarımına başlanamadığı için arşivlenmemişti. Fakat caminin 42.000 kuruşluk masrafı göz önüne alındığında, medresedeki tahribatın da çok ciddi boyutta olduğu ortaya çıkmaktadır. Caminin öngörülemeyen masrafları yüzünden, onarımdan sonra da medrese ile ilgili herhangi bir tasarrufta bulunulmamıştır.

1881 yılına gelindiğinde medrese atıl durumda ve uzun süredir kapalı tutulmaktaydı. Dershane binasının ise çok fazla tahribata uğramadığı anlaşılıyor. Bu tarihte caminin kubbe onarımını gerçekleştiren Mehmed Arif, dershane kubbesine de müdahalede bulunmuştur.

1881’de Mahalli Mâârif Komisyonu tarafından “…câmi’i şerifin kıble cânibinde üzeri kurşunlu medresesi ile … hân-ı sebilin etrâf dıvarları hedm olunmağa başlanıb taşları dâhi kaldırılmakda” olduğu haberini alan vakfın mü- tevellileri -Cağalzâde Osman, Halil ve Mehmed Efendi- vakit geçirmeden bu duruma itiraz etmişlerdi. Vâridât-ı Umûmiye İdâresi’nin isteği üzerine, Tekfurdağı Mutasarrıflığı’ndan gönderilen cevap yazısında; medresenin ellialtmış seneden beri harap halde bulunduğu, taş ve toprak dolu odaların mezbeleliğe dönüştüğü ve yapının rüştiye mektebine çevrilmesi için esas duvarları üzerine, ahalinin yardımıyla bir binâ inşaatının başladığı bildirilmiştir. İlk etapta, yapının mektebe dönüştürülmesine izin verilmemiş, medrese olarak kullanımının devamı uygun görülmüş olsa da mektep binasının inşası tamamlanarak kullanıma açılmıştır. 1881 yılı başlarında Redif Binbaşılığı ile Tekirdağ’a gelmiş olan Kâzım Paşazâde Rıza Bey’in önderliğinde yapıldığı anlaşılan inşaat sırasında, medresenin kubbeleri kaldırılarak beden duvarları üzerine ahşap rüştiye binası ilave edilmiştir. Yıldız Sarayı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’ndeki eski fotoğraflarda, açık biçimde görülebilen bu yapının üzerinde, geniş alınlıklı bir kitabe yer alıyordu. Cephesinde, sık yerleştirilmiş çok sayıdaki camın arasında, önündeki denize açılan bir de cumba bulunmaktaydı .

Yapının mektep olarak kullanılmaya başlanılmasıyla birlikte işleyişi, Maarif Nezareti’nin sorumluluğuna geçmiş, mülkiyeti ise eskiden olduğu gibi Evkâf Nezareti’nde kalmıştı. Bu ikili durum, devletin kurumları arasında sorunlara yol açıyordu. Evkaf Nezareti, yapının, medrese haline geri çevrilmesi için kendilerine bırakılmasını talep etmekteydi. 1883 yılında suyolları ve hela onarımını kapsayan küçük bir müdahale, Evkaf tarafından gerçekleştirilmiş ve yapıdan medrese olarak bahsedilmişti.83 Yine aynı kurum tarafından 1891 yılında, sonradan gerçekleşmeyecek olan bir girişimde bulunulmuş- medreseyi eski haline getirmek adına “yeniden imarı” için bazı çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla oluşturulan mimari plana göre inşa edilecek yapı; köşedeki büyük olmak üzere, “L” şeklinde sıralanan dokuz oda ile önündeki revaklardan oluşmakta, muhtemelen üzeri de çatı ile örtülecek şekilde tasarlanmıştı. Dülger Dimitri Kalfa müteahhitliğinde, 30.000 kuruş bedelle yapılacak yapının masrafı, Rüstem Paşa’nın vakıf gelirlerinden karşı- lanacaktı.84 İnşaat için vakfın gelirleri ilk başta yeterli görülse de, sonradan bazı kalemlerin tamirat masrafında kullanılamayacağının anlaşılması ve defterdeki tespit edilen teknik eksiklikler87 nedeniyle herhangi bir müdahalede bulunulamamıştır.

1896 civarında, Maârif-i Umûmiye Nizâmnâmesi gereğince, yapı rüşdiyeden ‘idâdî mektebi’ne dönüştürülmüştür. Dönüşümün hemen ardından, mevcut yapının talebelere yeterli gelmemesi üzerine genişletilmesi için, mektep müdürü tarafından başvuruda bulunulmuştur. Tekirdağ Sancağı İdare Meclisi tarafından yapının keşif ve eksiltme işlemleri yapılmış, 55.000 kuruş masrafla Hâfız Vehbi Efendi müteahhitliğinde inşası için belgeleri, -Edirne Maarif Müdüriyeti aracılığıyla- Evkâf Nezareti’ne gönderilmiştir. Nezaretten gönderilen cevapta; yapının evkafa bağlı olduğu, vakfın değiştirilmesinin uygun olmayacağı ve yapıya herhangi bir müdahalede de bulunulamayacağı gibi yapının tahliye edilerek ivedilikle vakfa teslim edilmesi istenmiştir. Maarif Nezareti bu sırada, yapının mülkiyenin de kendi üzerine geçirilmesini istemekteydi. 1895 yılında konunun, sadarete intikâli üzerine, Sultan II. Abdülhamid tarafından “kadîm Rüstem Paşa Vakfı”nın korunması ve başka bir yere yeni bir idadi mektebi binasının yapılması uygun bulunmuştur. Emirname gereğince Maârif’in mülkiyetinde olan bir konağın, mektebe dönüştürülmesi için gerekli işlemler yapılmış ve defterleri 1895 yazında ilgili makamlara gön- derilmiştir. Fakat Maarif Nezâreti mevzubahis konağın bir kısmının köhne, bir kısmının da sonradan yangında harap olduğunu, yapılacak inşaat masraf- larını karşılayacak bütçelerinin olmadığı bildirilmiştir. Ayrıca, daha başka gerekçelerle de emirnamenin kaldırılması talep edilmekteydi. Maarif’in iddiasına göre medrese, mektebe dönüşmeden çok önce vasfını yitirmişti ve dönüşüm sürecinde Evkaf Nezâreti’nden kendilerine ulaşan aksi yönde bir görüş de olmamıştı. Yapı eskiden olduğu gibi eğitim işlevi gördüğünden, vakıf şartlarına aykırı bir uygulamanın olmadığı, mektebin Evkaf’a terki için de istinat edilebilecek bir kanun maddesinin bulunmadığı ileri sürülmüştür. Bu arada Evkaf Nezareti’nin tutumunda bir değişiklik olmamış, 7 Kasım 1896’da, yapı- nın boşaltılması için Maarif’e tebligat gönderilmiştir. Bunun üzerine Maarif nezareti tarafından yapının kendilerine bırakılması koşuluyla başka bir yere, yeni bir medrese binasının inşası için Evkâf Nezareti’nden harcanacak mebla- ğa, bir miktar ilave ücret ödenebileceği teklif edilmiştir.
Yukarıda özetlemeye çalıştığımız, 1881 yılından XX. yüzyılın başlarına kadar, yapının kullanımı ve mülkiyeti için söz konusu iki kurum ve bu iki kuruma bağlı kalemler- arasında, çekişmeye varan yazışmalar, ayrı bir çalışmaya konu olabilecek kadar teferruatlıdır. Nihayetinde, medresenin mimari- sine tesir edecek herhangi bir hadise yaşanmamış, başka bir ifadeyle Evkâf-ı Hümâyûn Nezâreti yapıyı, tekrar medrese haline döndürebilmek için istediği sonucu alamamıştır. 1881 yılından itibaren önce rüştiye, sonra idadi mektebi olarak kullanılan yapı, Cumhuriyet’in ardından, tehlikeli görülerek yıkıldığı 1958 yılına kadar Cumhuriyet İlkokulu olarak faaliyet göstermiştir. Medresenin dershane hücresi ise bu süre zarfında, öğrenciler için yemek pişirilen aşhane olarak kullanılmıştır.

1968 yılında, medresenin onarımı için proje hazırlanmış fakat uygulamaya geçirilememiştir. Uzun bir süre atıl durumda kalan yapı, 1990 yılındaki dershane hücresinin onarımı sırasında, temizlenerek beden duvarları açığa çıkarılmış- tır. Dershanenin restorasyonunda, sonradan eklenen ocak ve bacalar kaldırılmış, duvarlar ve örtü sisteminin onarımı gerçekleştirilerek yapı kullanıma hazır hale getirilmiştir.

Bu tarihten sonra çeşitli amaçlarla kiraya verilmiş olan Rüstem Paşa Medresesi, günümüzde çay bahçesi olarak hizmet vermektedir.

Mimari Özellikleri

Medrese avlusuna, doğuya bakan muntazam kesme taşlı sade bir kapıdan geçilmektedir. Kapı açıklığının sivri kemerli boşluğu, iki yandan taş konsollara oturan tuğladan, basık kemer ve düz örgü ile dolgulanmıştır. Avlunun kuzey kenarında bulunan büyük boyutlu diğer kapı, daha önce ifade edildiği üzere, 1987 yılındaki çarşı inşaatı sırasında ilave edilmiştir. Bu girişin hemen önündeki çift taraflı beton merdiven, buna bağlı moloz taş-tuğla ör- gülü duvar kalıntısı ve çevresine yayılan almaşık örgülü destekler, 1881’deki inşaatın bakiyeleridir

Medresenin ilk yapısından harap şekilde günümüze ulaşan 15.93 x 25.20 m. ölçülerinde, “L” şeklindeki iki duvardan, deniz tarafında olanı daha iyi durumdadır. Duvar yüzeyinde her bir odaya denk gelecek şekilde altlı üstlü yerleştirilmiş altışar pencere yer alır. 98 x 143 cm. ölçülerindeki alt sıra pencerelerin üzeri harçla karışık tuğla ile örülü ve sağır basık kemerlidir. Sivri kemerli üst sıra pencereleri ise bu kısmı saran otlar nedeniyle tam olarak görülememektedir. Kuzey-güney doğrultulu diğer duvar, oldukça kötü durumda olup sadece bir adet alt sıra pencerenin izleri seçilebilmektedir. İnşa malzemesi olarak moloz taş kullanımının yanında, çoğunlukla tuğla kırıkları ve harçla yapılan müdahale izleri görülebilmektedir.

Medresenin dershanesi; avlunun kuzey-batı köşesinde ve avludan dışarıya çıkıntı oluşturacak şekilde konumlandırılmış, 8x8 m. ölçülerinde, kubbe ile örtülü bir yapıdır. Pandantif geçişli kubbesi dıştan kurşun kaplıdır. Moloz taş ör- gülü duvarlar, iki sıra testere dişi şeklinde tuğla saçakla sonlanır. Yapıya giriş, avluya açılan basık kemerli bir kapıyla sağlanır. Bu kapının iki yanında ve biri de doğu cephede olmak üzere, cephelerin alt yüzeyinde üç pencere yer alır. Dikdörtgen formlu bu pencereler, demir lokma şebekelidir. Üst kısımda ise her cepheye sivri kemerli ikişer pencere açılmıştır. Yapının içi, beyaz sıva ile örtülü olup bugünkü fonksiyonuna göre dekore edilmiş ve asma tavan eklenmiştir .

KAYNAK: MURAT ALKAN ( TARİHİ SÜREÇTE TEKİRDAĞ RÜSTEM PAŞA KÜLLİYESİ )
FOTOĞRAFLAR: EROL ŞAŞMAZ
RÜSTEM PAŞA KÜLLİYE MEDRESESİ –TEKİRDAĞ MERKEZ Fotoğraf Galerisi