Medrese, Manyasizade caddesi ile İsmail Ağa sokağının kesiştiği köşede yer alan İsmail Efendi Camii'nin avlusunda bulunmaktadır, Kareye yakın revaklı avlu çevresinde U şeklinde dizilen hücrelerden meydana gelen plan şemasına sahiptir.
Doğusunda küçük bir hazirenin bulunduğu yapı, zeminden merdivenle çıkılan sıbyan mektebi ve beden duvarları yüksek tutulan camiye göre daha alçakta kalmıştır.
Medresenin dış cepheleri; giriş kapısının bulunduğu güney duvarında düzgün kesme taş, arka ve yan cephelerde yer yer kaba yonu ve iki sıra tuğla bir sıra kesme taş malzeme ile örülmüş almaşık duvarlardan oluşmaktadır. Düz atkılı ve sivri kemer alınlıklı pencereler, giriş cephesi dışında tüm duvarlan dolaşan kirpi saçak, en üstte kurşun kaplamalı kasnaksız kubbelerle piraraİdal külahlı dikdörtgen bacalar, dış cephelerde yapının göze çarpan diğer elemanlarıdır.
Medrese avlusuna 18 m. uzunluğundaki güney cephenin ortasında açılan kapıdan girilmektedir. Avlu duvarından yüksek tutulan ve düzgün kesme taş malzemenin kullanıldığı kaliteli bir işçilik gösteren kapı, üç yönden bir sıra silme ile çevrelenmektedir. Yapının darü'!hadis olarak yapıldığını belirten Arapça yapım kitabesi, kapı basık kemerinin üzerinde kartuşlar içine alınmıştır. Siyah zemin üzerine yaldızla yazılmış altı beyit halindeki talik karakterli kİtabenin metni şöyledir:
Makamu nebiyyihi'ÅŸ-ÅŸan ebha ma'abide
Limen cedde fi kesbl'l- ma'arifi ve ebÄŸa
Fe tuba li-banmi ve Iiliahi veka
Lekad şade bünyanen rasmen ve ma vena
Reslfun refiü's-semki al Wl müfidun
Mebniyyun cemilun lılka !ev tahe varedeni
Veslkun enikun Jem yüesses naziruhu
Vela ma yudanmi vela ba'du yubna
Fe büşra limen rame iktisabe'l-'ulumi min
Hadisin ve tefsirin ve fıkhin uli'n-nuha
Ve enşede iz temme ve kale müverrihun
Li-dar-ı hadisin vaffakallahu men bemi 1161
Medresenin banisi olan Esad Efendi, 1684 yılında İstanbul'da doğmuş olup Şeyhülislam Ebu İshak İsmail Efendi'nin oğludur. 26 yaşında müderris olmuş, sırasıyla Teftiş-i Harameyn ve Emanet-i Fetva gibi görevlere getirilmiştir.
Sultan I.Mahmud devrinde 1736 'da Anadolu Kazaskeri olan Esad Efendi, 1739 yılında Avusturya ile imzalanarı Belgrad Anlaşması 'nda gayretleri görülerek takdir edilmiştir. 1744 yılında Rumeli Kazaskeri, 1748 yılında da Şeyhülislam olmuştur. Bir yıl sonra, dönemin idarecilerine karşı gelince azledilmiş, önce Sinop'a sonra da Gelibolu'ya sürülmüştür. 1752 yılında cezası affedilince İstanbul'a dönmüş, bir yıl sonra da ölmüştür. Mezarı, medresesinin bitişiğindeki hazirede, babası ve kardeşlerinin yanında bulunmaktadır.